<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Anarşist Faaliyet</title>
	<atom:link href="http://ahali.info/php/wp/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ahali.info/php/wp</link>
	<description>.......anarşizm örgütlenmektir....</description>
	<lastBuildDate>Thu, 19 Aug 2010 12:07:24 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>İNAN ÇÜRÜK DEĞİL VİCDANİ RETÇİ</title>
		<link>http://ahali.info/php/wp/?p=1946</link>
		<comments>http://ahali.info/php/wp/?p=1946#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Aug 2010 12:05:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Sokak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahali.info/php/wp/?p=1946</guid>
		<description><![CDATA[Barış İçin Vicdani Ret Platformu üyeleri bugün haydarpaşa GATA askeri hastanesinin önünde vicdani retçi arkadaşımız İnan&#8217;ın derhal serbest bırakılması ve bugün toplanan sağlık heyetinin olası çürük raporu verme ihtimaline karşı bir basın açıklaması gerçekleştirdi. &#8221;İnan çürük değil vicdani retçi&#8221; pankartı açan platform adına Oğuz Sönmez basın açıklamasını okudu.
Basın metni aşağıdadır;
Sevgili arkadaşlar,
Vicdani retçi İnan arkadaşımız, 5 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Barış İçin Vicdani Ret Platformu üyeleri bugün haydarpaşa GATA askeri hastanesinin önünde vicdani retçi arkadaşımız İnan&#8217;ın derhal serbest bırakılması ve bugün toplanan sağlık heyetinin olası çürük raporu verme ihtimaline karşı bir basın açıklaması gerçekleştirdi. &#8221;İnan çürük değil vicdani retçi&#8221; pankartı açan platform adına Oğuz Sönmez basın açıklamasını okudu.<span id="more-1946"></span><br />
Basın metni aşağıdadır;</p>
<p>Sevgili arkadaşlar,</p>
<p>Vicdani retçi İnan arkadaşımız, 5 Ağustos Perşembe günü evine gelen polisler tarafından gözaltına alınıp, ertesi günü çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanarak Kasımpaşa Askeri Cezaevi&#8217;ne kondu.</p>
<p>“Ben vicdani retçiyim ve bir gün bile askerlik yapmak istemiyorum” diyen İnan, 9 Ağustos Pazartesi günü açlık gevine başladı. 12 Ağustos Perşembe günü de önünde bulunduğumuz Haydarpaşa Askeri Hastanesi&#8217;ne kaldırıldı.</p>
<p>Hiçbir tıbbi müdahaleye izin vermeyen İnan için muhtemelen bugün heyet toplanıp bir karar verecek.</p>
<p>Evet İnan, 2001 yılından beri asker kaçağı ve askeri cezaevlerinde yaşadığı işkencelerden dolayı hala izlerini taşıdığı hastalıklarla mücadele etmektedir. Ancak bu hastalıklar bahane edilip İnan&#8217;ın “çürük” sayılmasını ne bizler ne de İnan kabul etmeyeceğiz. Eğer böyle bir karar verilirse bileceğiz ki ordu &#8211; daha önce de vicdani retçiler Halil Savda, Mehmet Bal ve Enver Aydemir&#8217;e yaptıkları gibi- İnan&#8217;dan da kurtulmak için bu kararı vermiş olacaktır.</p>
<p>Hepimizin bildiği gibi; her Türkün asker doğduğu, askerliğin sünnet kadar önemli sayıldığı, askerlik yapmayana kız verilmediği, askerden kaçana erkek denmediği eril bir kültürde yaşıyoruz. Ancak aynı zamanda, yüzbinlerce asker kaçağının olduğunu, onbinlerce gencin bedelli (paralı) askerlik için yalvar-yakar bir mücade verdiklerini, askere gitmemek için master, doktora yaptıklarını da biliyoruz. Rüşvetler, torpiller de bu işin çerezi&#8230;</p>
<p>Yine biliyoruz ki; bu eril kültürde, bir “itibarsızlaştırma” işlevi gören “çürük raporu” almak için servet ödemeye hazır, sayıları azımsanmayacak gençler var. O raporun alınması için çeteler kuruluyor, o çetelerin içinde üst rütbeli askerler de bulunuyor.</p>
<p>Kendisine de &#8220;anti sosyal kişilik&#8221; teşhisi ile &#8220;askerliğe elverişsizlik&#8221; (“çürük”) raporu verilen vicdani retçi Halil savda, “bu çürük raporları militarizmin, vicdanın hayat eksenindeki şiddetsizlik ve özgürlük çabası karşısındaki aczi ile ifade edilebilir. Militarizmin çarklarındaki kum misali çarkların dişlilerini bozan vicdani duruşumuz kuşkusuz ki toplumda çürük olarakda bilinen raporlarla yok sayılamaz. Çürük olan militarist kurum, yapı ve zihniyettir. Çürüklerin çürüklüklerini çürük raporları ile gizleme çabası beyhudedir. Şiddete tapanların çürüklükleri aşikar.” demişti.</p>
<p>İnan arkadaşımız bir vicdani retçi olarak, bu eril, militarist kültürün bir parçası olmayacağını ve bunun için sonuna kadar direneceğini en açık bir şekilde ortaya koyarken, hiç kimse ya da hiçbir kurum, onun bu saygın duruşunu bu “kirli”, “çürük” tezgahların içine sokamaz.</p>
<p>Bizler bugün buraya, İnan arkadaşımızın yanında olduğumuzu bir kez daha ortaya koymaya, onun “çürük” değil vicdani retçi olduğunu vurgulamaya geldik.</p>
<p>Vicdani retçi İnan arkadaşımız derhal serbest bırakılmalıdır!</p>
<p>Barış İçin Vicdani Ret Platformu </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahali.info/php/wp/?feed=rss2&amp;p=1946</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İNAN ÇÜRÜK DEĞİL VİCDANİ RETÇİ</title>
		<link>http://ahali.info/php/wp/?p=1943</link>
		<comments>http://ahali.info/php/wp/?p=1943#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Aug 2010 21:04:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahali.info/php/wp/?p=1943</guid>
		<description><![CDATA[BASIN AÇIKLAMASINA ÇAĞRI
5 Ağustos Perşembe günü evine gelen polisler tarafından gözaltına alınıp, ertesi günü çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanarak Kasımpaşa Askeri Cezaevi'ne konan vicdani retçi arkadaşımız İnan; “Ben vicdani retçiyim ve bir gün bile askerlik yapmak istemiyorum” diyerek 9 Ağustos Pazartesi günü açlık gevine başladı. 12 Ağustos Perşembe günü de Haydarpaşa Askeri Hastanesi'ne kaldırıldı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>BASIN AÇIKLAMASINA ÇAĞRI<br />
5 Ağustos Perşembe günü evine gelen polisler tarafından gözaltına alınıp, ertesi günü çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanarak Kasımpaşa Askeri Cezaevi&#8217;ne konan vicdani retçi arkadaşımız İnan; “Ben vicdani retçiyim ve bir gün bile askerlik yapmak istemiyorum” diyerek 9 Ağustos Pazartesi günü açlık gevine başladı. 12 Ağustos Perşembe günü de Haydarpaşa Askeri Hastanesi&#8217;ne kaldırıldı.<br />
Her türlü tedavi girişimlerini reddeden ve açlık grevini sürdüren İnan&#8217;a, 19 Ağustos Perşembe günü “heyet”e sokulup muhtemelen “çürük” raporu verilmesine karşı durmak, İnan&#8217;ın “çürük” değil vicdani retçi olduğunu, asıl görülmesi gerekenin militarizmin çürüklüğü olduğunu bir kez daha ifade etmek üzere,<br />
19 Ağustos Perşembe günü, Saat 12.00&#8242;de,<br />
Haydarpaşa Askeri Hastanesi önünde<br />
bir basın açıklaması yapacağız.<br />
Duyarlı tüm dostlarımızı bizimle birlikte olmaya çağırıyoruz.<br />
Barış İçin Vicdani Ret Platformu</p>
<p>Tarih: 19 Ağustos Perşembe<br />
Saat: 12.00<br />
Yer: Haydarpaşa Askeri Hastanesi (GATA)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahali.info/php/wp/?feed=rss2&amp;p=1943</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İNAN&#8217;IN Kİ &#8220;FİRAR&#8221; DEĞİL RET</title>
		<link>http://ahali.info/php/wp/?p=1927</link>
		<comments>http://ahali.info/php/wp/?p=1927#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Aug 2010 17:07:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahali.info/php/wp/?p=1927</guid>
		<description><![CDATA[İzin tecavüzü gerekçesiyle hakkında çıkarılan yakalama emri nedeniyle 5 Ağustos günü evinden gözaltına alınan daha sonra İzmir Ege Ordu KOmutanlığı Askeri Savcılığı&#8217;na çıkarılmak üzere yol tutuklaması ile tutuklanan Vicdani Retçi İnan hürriyetinden yoksun bırakılmasına ve vicdani ret hakkının tanınmamasına karşı başlattığı açlık grevinin 6. gününde. Daha önce iki ayrı firar suçundan 4 ay ve 3 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İzin tecavüzü gerekçesiyle hakkında çıkarılan yakalama emri nedeniyle 5 Ağustos günü evinden gözaltına alınan daha sonra İzmir Ege Ordu KOmutanlığı Askeri Savcılığı&#8217;na çıkarılmak üzere yol tutuklaması ile tutuklanan Vicdani Retçi İnan hürriyetinden yoksun bırakılmasına ve vicdani ret hakkının tanınmamasına karşı başlattığı açlık grevinin 6. gününde. Daha önce iki ayrı firar suçundan 4 ay ve 3 ay 10 gün olmak üzere hapis cezası infaz edilen Vicdani Retçi İnan hakkında üç ayrı firar suçundan kesinleşmiş 35 ay hapis cezası mevcut.<br />
Son olarak cezaevinden çıktıktan sonra 45 gün hava değişimi iznine gönderilen İnan birliğine bir daha dönmediği için hakkında yeni bir &#8220;zizin tecavüzü-firar&#8221; soruşturması açılmış bulunmakta.</p>
<p>Bugün (14.08.2010) Barış İçin Vicdani Ret PLatformu çeşitli kurum ve kişilerin de katılımıyla İnan&#8217;ın durumuna dikkatleri çekmek ve vicdani ret hakkının tanınmaması sonucu vicdani retçilerin yıllarca soruşturulması, yargılanması, işkenceye maruz kalması ve cezalandırılmasını protesto etmek için dayanışma eylemi gerçekleştirdi. Basın açıklamasını Ezgi Aydın okurken İnan&#8217;ın vicdani ret açıklaması olarak Van Askerlik şubesine göndermiş olduğu mektubu ise 24 Aralık 2009&#8242;da yakalanan ve tutuklanıp gönderildiği Maltepe Askeri Cezaevinde işkenceye maruz kalan, son olarak Anti-sosyal kişlik bozukluğundan bahisle çürük raporu verilen Enver Aydemir okudu. Daha sonra İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi başkanı Abdulbaki Boğa, Şanar YUrdatapan ve Yeşiller Partisi eşbaşkanı birer konuşma yaparak hem vicdani ret hakkının tanınması ve hem de Vicdani Retçi İnan&#8217;ın derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.</p>
<p>Vicdani Retçi İnan açlık grevine başlamasının ardından kaldığı Kasımpaşa Askeri Cezaevin&#8217;den Haydarpaşa GATA Askeri Hastanesi Psikiyatri kliniğine sevkedilmişti. Kendisine çürük raporu verilmesine karşı da direnen İnan; vicdani ret hakkının tanınmasını ve serbest bırakılmayı; Şirinyer Askeri Cezaevinde uğradığı işkencecilerin faillerinin ve sorumlularının yargılanmasını istiyor. Ve &#8220;bana çürük raporu verseniz dahi buradan ayrılmayıp eylemime devam edeceğim&#8221; diyor.</p>
<p><strong>Eylemde okunan metin şöyle:</strong></p>
<p>Türkiye, 28 NATO ülkesi içinde vicdani ret hakkını tanımayan tek üye.<br />
Türkiye, 27 AB ülkesi içinde vicdani ret hakkını tanımayan tek üye.<br />
Türkiye, 47 üyeli Avrupa Konseyi&#8217;nin vicdani ret hakkını tanımayan 3 ülkesinden biri. (Diğer iki ülke Azerbaycan ve Belarus)<br />
2006 yılında, vicdani retçi Osman Murat Ülke&#8217;nin davasından dolayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi&#8217;nde mahkum oldu. Yasalarını bu yönde düzenlemesi gerekiyor ama 4 yıldır altına imza attığı uluslararası sözleşmelere de uymuyor.<br />
Tutuklanan ve işkence gören vicdani retçilerden dolayı, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi tarafından sürekli uyarılıyor. Ama aldırmıyor. Yine vicdani retçileri tutukluyor, işkence ediyor, yıldırmaya çalışıyor. Çaresizliğe düşüp, uyduruk doktor raporlarıyla “çürük”sün diyerek kurtulmaya çalışıyor.<br />
Yine bir vicdani retçi, İnan Suver, geçtiğimiz hafta polis tarafından gözaltına alındı. 6 Ağustos Cuma gününden beri Kasımpaşa Askeri Cezaevi&#8217;nde tutuklu ve 9 Ağustos Pazartesi günü açlık grevine başladı. 12 Ağustos Perşembe günü de Haydarpaşa Askeri Hastanesi&#8217;ne kaldırıldı.<br />
Evli ve 3 çocuk babası olan İnan, 2001 yılında askere çağrıldığında gitmedi. (Neden mi? Birazdan kendisi anlatır.)<br />
Aynı yıl zorla askere alındı. Askerlik yapmak istemiyordu. (Neden mi? Birazdan kendisi anlatır.) Defalarca bunu söyledi, disiplinsizlik yaptı, olmadı, kaçtı.<br />
2003 yılında yakalandı. “Şirinyer Askeri işkenecehanesi”nde kaldı. Aynı Sivas, Adana, Hasdal, Maltepe Askeri İşkencehaneleri&#8217;nde olduğu gibi her türlü işkeneceyi gördü (Burada ismini verdiğimiz Askeri Cezaevlerinde, vicdani retçi arkadaşlarımız; Mehmet Bal, Mehmet Tarhan, Enver Aydemir işkence gördüler). Akıl hastanesine yatırdılar. (Bu hikayeyi İnan birazdan uzun uzun anlatmayacak. Ama isterseniz diğerleriyle birlikte www.savaskarsitlari.org sitesinden ayrıntılı bir şekilde okuyabilirsiniz) Sonra yine kaçtı.<br />
Geçtiğimiz yıl Ekim ayında, ne olduğunu daha yeni öğrendiği vicdani reddini açıkladı. Bir mektup yazdı. Birini www.savaskarsitlari.org sitesine diğerini de Van Askelik Şubesine gönderdi.</p>
<p><strong>İşte size bu mektubu yani İnan&#8217;ın vicdani ret açıklamasını sunuyoruz:</strong></p>
<p>adım inan suver.<br />
babam kaçakcılıkdan, vede parasızlıkdan dolayı nüfus cüzdanımı ancak 4 yıl sonra cıkartabilmiştir. araştırmalarım hep neticesiz kaldı. kimine göre muradiye depreminde vardım kimide yokmuşumm. yani deprem olduğu yılda olmuşum. 365 günün bir gününü doğum günüm olarak bilemedim, kutlayamadım. vel hasılı kelam gelelim mevzuya.<br />
mevzu sudur sayın değerli bol maaşlı insan katledicileri. ısınamıyordum size düşman dım ben size. cünkü..ben biliyordum 12 eylülde işgencelerde öldürülen insanları, ben biliyordum insanlık için mücadele eden devrimcileri idam sehpalarında sallandırdığınızı, ben biliyordum işsizlikten dolayı, kaçakcılık tan başka mesleği olmayan amcamı sizin öldürdüğünüzü, ben biliyordum köylerini yakıp evsiz yurt suz bıraktığınız insanları, ben biliyordum ana dillerini yasakladığın eğitimini yabancı dilde verdiğinden vede parasızlık dan dolayı eğitimsiz mesleksiz bir halkı, ben biliyordum öldürülen gazetecileri, ben biliyordum secimlerdeki barajları, ben biliyordum gelir dağılımda ki eşitsizliğinde bu ülkenin dünyanın en üst sıralarında bulunduğunu, ben biliyordum bu ülkede hiç bir başbakanın, bakanın, pasanın cocuğunun doğru düzgün askerlik yapmadığını, ben biliyordumki bu ülkede hiç bir halkın diğer bir halkla bir sorununun olmamasına rağmen, iki kardeşi bir birine öldürttüğünü. ben biliyordum parası olanın rüşvet ile bir şekilde kacak dolaştığını, ben biliyordum bedelli askerlik altında zenginlerin cocuklarının ayırt edildiğini ona rağmen, nasıl olurda sizin askeriniz olurdum zalimin yanında nasıl olurda olurdum . açlık sınırında yasayan insanlardan biride olan benim 1,5 yılımı istiyordunuz yıl 2001 olduğunda. bu ülkede yaşayan her bahtsız gibi beni de askere cağırdınız gelmedim mecbur ettiniz sonunda 2001 yılının 23 temmuzunda geldim. silah vermediniz, nöbette tuturmadınız, bir kac kere iştimaya girdim isede sonradan sıkıcı buldum girmedim ona da ses cıkarmadınız. fakat ben yinede kaşınıyordum sizce. firar ettim. yakalandım kaşıdınız. askeri ceza evi adı altında işgencehanelerinizde 7 ay kaldım. terbiye eddecektiniz güya. dozunu kacırdığıızdanmı dır bilmem ama tutturamadınız. ayarım bozuldu. akıl hastası oldum, bakır köy akıl hastahanesinde yattım. insanı şekillendiren yaşamıdır demiştim. bunları bana yasatmasaydınız sizden ve pisliklerinizin farkına varamayıp daha da nefret etmeye bilirdim. bunun için size teşekkür ederim. tam 8 yıl 2 ay 13 gündür kacağım bu süre içirsinde hiç bir gün sigortalı bir işte calışamadım ehliyette alamadım. arac ta kullanamadım. hic bir an bir polis memurunun yüzüne bakamadım her gördüğümde korktum. her asker gördüğümde üzüldüm hüzünlendim.hiç bir günün gecesinde sokakda turlayamadım, hiç bir gün meyhaneye kahve haneye giremedim. her sabah dönmeyecek cesine ayrıldım eşimden, evimden, cocuklarımdan. dostum düşmanım benim bu acığımı bana karsı koz olarak kullandı. gün geldi haksızlıklar karsısında sustum. sonunda hakiminde hesaplayamadığı ki bence galiba 7 firarımdan toplam 4 yıl ceza elime ulaştı. tahminimin dışında değildi beklediğim cezaydı. çünkü biz biliyoruz ki bu ülkede baklava calan cocukların, biz biliyoruzki bu ülkede düşüncesinden ötürü yıllarca ceza alan insanları. 2003 yılında izmir şirinyer askeri ceza evinde 120 gün aralıksız coplandığımda o bölgenin komutanı bu gün içerdedir. kısacası sözümün özü sudur komutanlar. ben vicdani red hakkı diye bir bilgiye sahip oldum. onu kullanıyorum. bilinki ben bu devletin düşmanıyım. ve sunuda bilin size karsı da olsa, silah almayacağım. bu yazdıklarım size birer mermi gibi işleyeceğini biliyorum cünkü. öldürmektense ölmeyi tercih ediyorum. ben burdayım, buyrun..</p>
<p>İnan, şu an bir askeri hastanede ve açlık grevinde. Bugüne kadar yaşananları da gözönüne aldığımızda, bizler de -aynı Uluslarası Savaş Karşıtları&#8217;nın yaptığı çağrıda da dile getirildiği gibi- İnan&#8217;ın yaşamından “endişeliyiz”. Bugüne kadar eline hiçbir şekilde silah almamış ve almamakta kararlı olan bir insana zorla askerlik yaptırmak, öldürmeyi öğrenmeye zorlamak, hangi hukukta vardır. İnan, askerden kaçarak bir suç işlemiş olamaz. O sadece “öldürmeyi reddetme” hakkını kullanmıştır. O nedenle biranönce serbest bırakılmalı ve yaşadığı işkencelerin sonucunda ortaya çıkan rahatsızlıklarını gidermek üzere Türkiye İnsan Hakları Vakfı&#8217;nda başladığı tıbbi tedaviye devam edebilmelidir.</p>
<p>Tüm komuoyunu duyarlı olmaya çağırıyor,</p>
<p>Bir kez daha <strong>“Askere gitme, kardeş kanı dökme”</strong> diyoruz.</p>
<p><strong>Barış İçin Vicdani Ret Platformu</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahali.info/php/wp/?feed=rss2&amp;p=1927</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eyleme Çağrı: &#8221;İnan, firari değil vicdani retçi&#8230;&#8221;</title>
		<link>http://ahali.info/php/wp/?p=1924</link>
		<comments>http://ahali.info/php/wp/?p=1924#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Aug 2010 16:20:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahali.info/php/wp/?p=1924</guid>
		<description><![CDATA[33 yaşında, 3 çocuk babası vicdani retçi arkadaşımız İnan, 5 Ağustos Perşembe günü evinden gözaltına alınıp, ertesi gün tutuklandı ve Kasımpaşa Askeri Cezaevi&#8217;ne kondu. “Ben vicdani retçiyim ve bir gün bile askerlik yapmak istemiyorum” diyerek 9 Ağustos Pazartesi günü açlık grevine başladı.
2001 yılında askere alınmasına rağmen defalarca kaçmış, yakalanıp yargılanmış, askeri cezaevlerinde hapis yatmış, her [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>33 yaşında, 3 çocuk babası vicdani retçi arkadaşımız İnan, 5 Ağustos Perşembe günü evinden gözaltına alınıp, ertesi gün tutuklandı ve Kasımpaşa Askeri Cezaevi&#8217;ne kondu. “Ben vicdani retçiyim ve bir gün bile askerlik yapmak istemiyorum” diyerek 9 Ağustos Pazartesi günü açlık grevine başladı.<br />
2001 yılında askere alınmasına rağmen defalarca kaçmış, yakalanıp yargılanmış, askeri cezaevlerinde hapis yatmış, her türlü işkence ile karşılaşmış, en son 2007 yılında götürüldüğü askeri hastaneden de kaçmış olan İnan&#8217;ın kesinleşmiş hapis cezaları ve sürmekte olan davaları var.<br />
Bugüne kadar tutuklanarak askeri cezaevlerinde hapsedilen tüm vicdani retçilere işkence yapılmıştır.<br />
İnan&#8217;ın askerlik yapmak istememekteki kararlılığı, bu nedenle açlık grevine başlaması ve bütün bunları hiçbir denetime tabi olmayan askeri cezaevinde sürdürüyor olması bizlere ve insan haklarına duyarlı tüm insanlara sorumluluk yüklemektedir.<br />
Vicdani ret hakkının tanınmıyor olmasını ve İnan&#8217;ın tutuklanmasını protesto edip, yalnız olmadığını göstermek ve konuyu kamuoyuna duyurmak için 14 Ağustos Cumartesi günü, saat 12.30&#8242;da Galatasaray Meydanı&#8217;nda bir basın açıklaması yapacağız. Duyarlı tüm insanların katılımını ve desteğini bekliyoruz.<br />
Barış İçin Vicdani Ret Platformu</p>
<p>Tarih: 14 Ağustos<br />
Saat: 12.30<br />
Yer: Galatasaray Meydanı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahali.info/php/wp/?feed=rss2&amp;p=1924</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vicdani Redçi İnan Süver&#8217;le dayanışma eylemi</title>
		<link>http://ahali.info/php/wp/?p=1917</link>
		<comments>http://ahali.info/php/wp/?p=1917#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Aug 2010 22:50:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahali.info/php/wp/?p=1917</guid>
		<description><![CDATA["...askere çağırdınız gelmedim mecbur ettiniz sonunda 2001 yılının 23 Temmuzunda geldim. silah vermediniz, nöbette tuturmadınız, bir kac kere iştimaya girdim ise de sonradan sıkıcı buldum girmedim ona da ses cıkarmadınız. fakat ben yinede kaşınıyordum sizce. firar ettim. yakalandım kaşıdınız. askeri ceza evi adı altında işgencehanelerinizde 7 ay kaldım...tam 8 yıl 2 ay 13 gündür kaçağım....sözümün özü sudur komutanlar. ben vicdani red hakkı diye bir bilgiye sahip oldum. onu kullanıyorum...öldürmektense ölmeyi tercih ediyorum. ben burdayım, buyrun.."
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;&#8230;askere çağırdınız gelmedim mecbur ettiniz sonunda 2001 yılının 23 Temmuzunda geldim. silah vermediniz, nöbette tuturmadınız, bir kac kere iştimaya girdim ise de sonradan sıkıcı buldum girmedim ona da ses cıkarmadınız. fakat ben yinede kaşınıyordum sizce. firar ettim. yakalandım kaşıdınız. askeri ceza evi adı altında işgencehanelerinizde 7 ay kaldım&#8230;tam 8 yıl 2 ay 13 gündür kaçağım&#8230;.sözümün özü sudur komutanlar. ben vicdani red hakkı diye bir bilgiye sahip oldum. onu kullanıyorum&#8230;öldürmektense ölmeyi tercih ediyorum. ben burdayım, buyrun..&#8221;</p>
<p><span id="more-1917"></span>İnan Süver, vicdani redci olmaya karar verdi ve bir mektup yazdı. Bu mektubu, bağlı bulunduğu Van Askerlik şubesine ve savas karsıtları internet sitesine göndererek herkese de açıklamış oldu.<br />
Vicdani retçi İnan Süver, su anda Kasımpaşa Askeri Cezaevi&#8217;nde. “Yol tutuklaması” kapsamında tutuklanan arkadasımızın hakkında kesinleşmiş 35 ay hapis cezası bulunuyor.</p>
<p>Vicdani retçi İnan Süver, İstanbul’da evine yapılan baskında gözaltına alınıp tutuklanarak Kasımpaşa Askeri Cezaevi&#8217;ne konuldu. Hala orada tutulan Süver, tek tip elbiseyi giymeyeceğini cezaevi idaresine bildirdi ve 9 Ağustos tarihinden itibaren açlık grevine başlayacağını duyurdu. </p>
<p>İnan ın üç davadan kesinleşmiş toplam 35 ay hapis cezası bulunuyor. Bu davalardaki suçlamalar, &#8220;izin tecavüzü&#8221;. Yani, izne gidip yeniden birliğe dönmemek, ayrıca Ege Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi&#8217;nde devam eden bir davası daha bulunuyor. Bu nedenle “yol tutuklaması” kapsamında İstanbul&#8217;da tutuklanan İnan, İzmir&#8217;e getirilecek. İzmir&#8217;deki mahkemeye çıkartıldıktan sonra önünde üç olasılık bulunuyor. Birincisi, mahkeme tutuklu olarak yargılanmasını talep ederse, askeri cezaevinde kalacak. Serbest bırakılırsa, askerliğini yapması için daha önce olduğu gibi askeri birliğine teslim edilecek. Bu durumda İnan&#8217;a yıllardır yaşatılan işkence yine yaşatılacak. Serbest bırakılması durumunda bir başka olasılık da, kesinleşen hapis cezaları nedeniyle yeniden cezaevine konulması.</p>
<p>Tutuklu Vicdani Redçi İnan Süver&#8217;le dayanışmak için 14 Ağustos Cumartesi günü saat 12:30 da Taksim Galatasaray meydanında bir basın açıklaması gerçekleştirilecektir.</p>
<p>Barış İçin Vicdani Red Platformu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahali.info/php/wp/?feed=rss2&amp;p=1917</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vicdani redçi Inan Süver tutuklandı</title>
		<link>http://ahali.info/php/wp/?p=1912</link>
		<comments>http://ahali.info/php/wp/?p=1912#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Aug 2010 17:53:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahali.info/php/wp/?p=1912</guid>
		<description><![CDATA[İnan Süver ''yılarca hapis kalsam dahi, sırf bu oyunu bitirmek isteyen vicdani redci arkadaşlarımın yanında olup, onlarla beraber coğalıp bu oyunu bozmak için çalışacağım. Ordunun zulmüne başkaldıracağım, onun askeri olmayacağım. Türk, Kürt, Laz her ne olursa, her kim olursa olsun, bu oyunu, biraz dikkatlerini verip fark etsinler ve korkmasınlar... RED etsinler istiyorum.'' demişti.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>5 Agustos 2010 tarihinde Vicdani Redçi arkadaşımız İnan Süver İstanbul&#8217;daki evine yapılan baskında gözaltına alınıp tutuklandı. Tutuklanma gerekçesi olarakta geçmişte &#8221;askerlik&#8221; yaparken birkaç kez firar girişimi gerekçe gösterildi. Halen İstanbul Kasımpaşa askeri cezaevinde tutuklu bulunmaktadır.</p>
<p>İnan Süver vicdani ve düşünsel kanaatlerinden dolayı vicdani reddini açıklamıştır. Vicdani redçi olan birini askeri hukuk mantıgıyla yargılamayı insan hakkına yapılan bir gasp olarak degerlendiriyoruz.  Askerlik hizmetini red eden birinin askeri mahkemelerde yargılanması ve askeri cezaevlerinde tutulması varolan hukuk sistemlerinin acımasızlıgının gerçek bir yansımasıdır. </p>
<p>Geçmişte defalarca askeri kışlalarda ve askeri cezaevlerinde tutulan arkadaşımız İnan Suver, işkenceye maruz kaldı. Bu gördüğü işkencelerden dolayı da son dönemlerde TİHV (Türkiye insan hakları vakfı) dan tıbbı destek alıyordu. </p>
<p>Suver&#8217;in Avukatı Davut Erkan, Suver&#8217;in &#8216;yol tutuklaması&#8217; kapsamında geçici olarak Kasımpaşa Askeri Cezaevine gönderildiğini önümüzdeki günlerde asıl tutuklama kararı verilen İzmir&#8217;deki mahkemeye götürüleceğini söyledi. Suver&#8217;in 10 yıldır vicdani reddini açıkladığını hatırlatan Erkan, asıl tutuklama kararı verilen mahkemeye çıkarılacağını ve tutuklanıp tutuklanmayacağına burada karar verileceğini söyledi. Erkan, mahkemede Suver&#8217;in vicdani ret savunması yapacağını belirtti. Erkan, AİHM&#8217;in daha önce vicdani reddin Türkiye&#8217;de tanınması için Osman Murat Ülke&#8217;nin başvurusunda mahkûm ettiğini hatırlatarak, Suver&#8217;in davasında AİHM&#8217;e taşınacağını dile getirdi.</p>
<p>İnan Süver &#8221;Yıllarca hapis kalsam dahi, sırf bu oyunu bitirmek isteyen vicdani redci arkadaşlarımın yanında olup, onlarla beraber coğalıp bu oyunu bozmak için çalışacağım. Ordunun zulmüne başkaldıracağım, onun askeri olmayacağım. Türk, Kürt, Laz her ne olursa, her kim olursa olsun, bu oyunu, biraz dikkatlerini verip fark etsinler ve korkmasınlar&#8230; RED etsinler istiyorum.&#8221; demişti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahali.info/php/wp/?feed=rss2&amp;p=1912</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Munzur darda, Karadeniz isyanda!</title>
		<link>http://ahali.info/php/wp/?p=1901</link>
		<comments>http://ahali.info/php/wp/?p=1901#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Aug 2010 15:02:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahali.info/php/wp/?p=1901</guid>
		<description><![CDATA[Munzur'un ve Karadeniz'in dertlerinin ortaklaştırıldığı ve sloganların aynı ortaklaşa duygularla atıldığı yürüyüşte kürsüden konuşmalar yapıldı, türküler hep bir ağızdan Munzur için söylendi. KIP aktivistleri yaptıkları konuşmada, Karadeniz'e ve Munzur Çayı'na HES yapmak isteyen arsız şirketlere karşı direnişin sesini yükseltme ve mücadeleyi ortaklaştırma çağrısı yaptılar. 
Böylece KIP Karadeniz'in doğusundan başlayan ve batısına kadar süren yaşam yolculuğu sonrasında dur durak bilmeyen yolculuğunu Munzur için mücadele eden Dersimlilerle dayanışma göstererek sonlandırmış oldu.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kara-Mavi bayraklar bu kez Munzur için dalgalandı. Dersim’de &#8221; ikinci 38’e hayır, kültürümüz, kimliğimiz, inancımız ve Munzurumuzla özgürleşelim&#8221; sloganıyla yapılan 10. Munzur Kültür ve Doğa festivaline Karadeniz Isyandadır Platformu aktivistleride katıldılar . Festival kapsamında Pertek, Mazgirt, Ovacık ve Hozat ilçelerinde çeşitli panel, konser ve etkinlikler düzenlendi. TUDEF&#8217;in düzenlediği ve Karadeniz isyandadır Platformu aktivistlerininde katılım gösterdiği  &#8220;Suyuma Dokunma, Suyun Ticarileştirilmesine Hayır&#8221; ve &#8220;Barajlar Sorunu-Siyanürle Altın Çıkarma-Göç ve Yoksuluk&#8221; konulu paneller ilçeler de halkın kalabalık katılımlarıyla gerçekleştirildi. Festivalin son günü yapılan kitlesel yürüyüşe Karadeniz İsyandadır Platformu aktivistleri, &#8220;Munzur darda Karadeniz isyanda&#8221; pankartı ile katıldılar. Munzur&#8217;un ve Karadeniz&#8217;in dertlerinin ortaklaştırıldığı ve sloganların aynı ortaklaşa duygularla atıldığı yürüyüşte kürsüden konuşmalar yapıldı, türküler hep bir ağızdan Munzur için söylendi. KIP aktivistleri yaptıkları konuşmada, Karadeniz&#8217;e ve Munzur Çayı&#8217;na HES yapmak isteyen arsız şirketlere karşı direnişin sesini yükseltme ve mücadeleyi ortaklaştırma çağrısı yaptılar.<br />
Böylece KIP Karadeniz&#8217;in doğusundan başlayan ve batısına kadar süren yaşam yolculuğu sonrasında dur durak bilmeyen yolculuğunu Munzur için mücadele eden Dersimlilerle dayanışma göstererek sonlandırmış oldu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahali.info/php/wp/?feed=rss2&amp;p=1901</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Arsız şirketler, isyana durmuş insanlar gördük&#8221;</title>
		<link>http://ahali.info/php/wp/?p=1891</link>
		<comments>http://ahali.info/php/wp/?p=1891#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Aug 2010 10:19:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahali.info/php/wp/?p=1891</guid>
		<description><![CDATA[Karadeniz İsyandadır Platformu (KİP) aktivistleri, Karadeniz’de yapılması planlanan Hidroelektrik Santrallere (HES) karşı “Karadeniz Yaşam Yolculuğu” adını verdikleri gezileri sırasında tanık oldukları doğa tahribatlarını ve tanıklıklarını anlattı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Karadeniz İsyandadır Platformu (KİP) aktivistleri, Karadeniz’de yapılması planlanan Hidroelektrik Santrallere (HES) karşı “Karadeniz Yaşam Yolculuğu” adını verdikleri gezileri sırasında tanık oldukları doğa tahribatlarını ve tanıklıklarını anlattı. Aktivistler, “arsız şirketler” olarak tanımladıkları HES’çilerin enerji üretmek için tüm bölgelerde aynı politikaları uyguladıkları ve yaşam alanlarını yok eden projeleri savunanları vatansever, karşı çıkanları da vatan haini ilan ettiklerini söyledi.<br />
<span id="more-1891"></span></p>
<p>10 Temmuz’da İstanbul’dan yola çıkarak bölgede sürdürülen HES’lerin yapıldığı bölgelerde eylem ve incelemelerde bulunan Karadeniz İsyandadır Platformu (KİP) aktivistleri, tanıklıklarını ve incelemelerini İstanbul İnsan Hakları Derneği’nde (İHD) düzenledikleri basın toplantısı ile açıkladı. Toplantıya, KİP aktivistleri Deniz Şener, Hatice Hacısalihoğlu, Davut Erkan, Deniz Erbak konuşmacı olarak katılırken ve çok sayıda HES karşıtı da dinleyici olarak yer aldı. Toplantıda konuşan Davut Erkan, “arsız şirketler” olarak tanımladığı HES’çilerin enerji üretmek için tüm bölgelerde aynı politikaları uyguladıkları ve yaşam alanlarını yok eden projeleri savunanları vatansever, karşı çıkanları da vatan haini olarak addettiklerini söyledi. “Enerji yatırımlarının isimleri farklı olsa da yaşam alanlarına verecekleri etkiler ortaktır” diyen Erkan, Türkiye’nin enerji politikalarını eleştirdi.  ‘HES’ler Karadenizlileri göçe zorluyor’</p>
<p>Şirketlerin, yapacakları ekolojik katliama karşı halkı bir bütün olarak karşılarında görmek istemedikleri için, cephelere bölerek etkisini azaltıp daha kolay kontrol altına almayı amaçladığına dikkat çeken Erkan şirketlerin bütün bölgelerde aynı politikalar üzerinden hareket ettiğini aktardı. Erkan gözlemlerini şöyle aktardı: “Enerji yatırımlarının ülke ekonomisine sözde yararını öne sürerek karşı çıkanları ülke ekonomisini zarara uğratmakla itham etmektedirler. Yatırımları savunanları vatansever, karşı olanları vatan haini ilan etmektedirler. Yıllardan beri uyguladıkları tarım politikalarıyla Karadeniz halkı ekonomik nedenlerle göç vermek zorunda bırakılmıştır. Önce aç bırak sonra bir parça ekmeğe tebaa et anlayışıyla Karadeniz halkına yüksek fiyatlarla iş teklifi sunarak sözde istihdam sağlamaktadırlar. Yine enerji yatırımlarına karşı koyanlar da insanların ekmekleriyle oynadıkları gerekçesiyle ekmek hırsızı ilan etmektedirler. Yatırım yapacakları yerlerde kazanacakları paranın yanında devede kulak sayılacak miktarda paraları köy derneklerine belediyelere dağıtarak yol, okul, sağlık ocağı gibi hizmetleri sunarak göz boyamakta, halkın fakirliğinden yararlanmakta sus payı sunmaktadır. Doğayı rant olarak gören şirketler derelerin, toprağın hikayelerini, tarihlerini unutturarak kültürel bir yozlaşmaya neden olmaktadır. Durdurma kararlarına rağmen, şirketler bu kararları uygulamamakta, usulsüz davranmakta. Mahkeme kararları hiçe sayılmakta, şirketler vadilerde çalışmaya devam etmektedir ve yerel yönetimler buna göz yummaktadır.”</p>
<p>Fındıklı’dan, Sinop’a Erzurum’dan Senoz’a halkın isyanı </p>
<p>15 gün süreyle yaptıkları ‘yaşam yolculuğu’nda çok yıkım ve talan gördüklerini aktaran Erkan, HES’in doğayı talan eden yatırımlarının insanların hayatında büyük bir yıkıma neden olduğunu gözlemlediklerini kaydetti. Erkan son olarak bölgede yaşamış oldukları bazı tanıklıkları ise “Rize’nin Fındıklı ilçesinde, vadileri başında nöbet tutan köylüler, Senoz Vadisi’ndeki şantiyeye taş atan yaşlı kadınları, Hemşin’de “gelsinler hepsini vuracağum” diyen ninemizin, Amasra’da termik santral istemeyen muhtarlarımızın, yeni bir Çernobil olmasın diyen Sinop’lular, Erzurum Aksu bölgesindeki Boldorozların, isyanını sarı yazmada haykıran Loç’luların mücadele yöntemleri ve istekleri vardı” sözleriyle anlattı. Konuşmaların ardından basın toplantısı bölgede çekilen vido görüntüleri ve fotoğraflardan oluşan slayt gösterisi ile sona erdi. </p>
<p>Karadeniz Yaşam Yolcuları Basın Açıklaması Metni</p>
<p>10  Temmuz – 25 temmuz tarihleri arasında yola çıktık 3361 km lik yol kat ettik 17 noktada durduk binlerce kesilmiş ağaç, yatakları değiştirilmiş ırmaklar, moloz yığınları ile doldurulmuş dere yatakları, borulara hapsedilmiş sular, kurumuş dereler, terk ettirilmiş köyler, isyana durmuş  insanlar VE ARSIZ ŞİRKETLER gördük.</p>
<p>Tanık olduk, hemhal olduk,  birbirimize karıştık dertlere ortak olduk, tek ses olduk<br />
biliyorduk ve tekrardan gördük, yaşananlar oralarla sınırlı değil yapılan her tahribat her yıkım bizlerden bir şeyler alıp götürüyor bu yüzden vakit susma vakti değildir.</p>
<p> Bugün Karadeniz’de 700 den fazla  HES, onlarca termik santral, bir nükleer santral projesi planlanmaktadır. Enerji yatırımlarının isimleri farklı olsa da yaşam alanlarına verecekleri etkiler ortaktır.</p>
<p>Türkiye’nin mevcut enerji politikaları ekolojik alanında çok hızlı değişimler yaşatacak niteliktedir. Dünyanın çok ciddi bir enerji darboğazına girdiği yalanını ortaya atarak “enerji sıkıntısı çekeceğiz elektriğimizi dışarıdan mı alalım” söylevi ile kandırılmaya çalışılan Karadeniz halkı ekolojik ve kültürel yıkımla karşı karşıya bırakılmıştır.</p>
<p>Devlet ve şirketler; çok kârlı olacak  enerji üretimine yönelik  yatırımlarının, herhangi bir engelle karşılaşmaması için çeşitli politikalar üretmiştir. Bu politikalar, -yatırımlarının önünde bir engel- olarak gördükleri halk muhalefetine karşı oluşturulmuştur.</p>
<p>Yapacakları ekolojik katliama karşı halkı bir bütün olarak karşılarında görmek istemedikleri için, cephelere bölerek etkisini azaltıp daha kolay kontrol altına almayı amaçlamaktadırlar, izledikleri politikalarsa her bölgede aynıdır:</p>
<p>1-      Enerji yatırımlarının ülke ekonomisine sözde  yararını  öne sürerek karşı çıkanları ülke ekonomisini zarara uğratmakla itham etmektedirler.  Yatırımları  savunanları vatansever,  karşı olanları vatan haini ilan etmektedirler.</p>
<p>2-      Yıllardan beri uyguladıkları tarım politikalarıyla Karadeniz halkı ekonomik nedenlerle göç vermek zorunda bırakılmıştır. Önce aç bırak sonra bir parça ekmeğe tebaa et anlayışıyla Karadeniz halkına yüksek fiyatlarla iş teklifi sunarak  sözde istihdam  sağlamaktadırlar. Yine enerji yatırımlarına karşı koyanlar da insanların ekmekleriyle oynadıkları gerekçesiyle ekmek hırsızı ilan etmektedirler. Senoz’daki Ahmet amca “bütün bir kış ocağımda kara lahana pişti şirket geldi 2 bin TL maaş verdi ne yapsa idim” dese de bilmeliyiz ki; bu insanlar betonlaşan topraklarında kazanan, kazandıkça harcayan, “tüketim insanı”na dönüşecek, üretimden ve doğadan kopacaklardır.</p>
<p>3-      Yatırım yapacakları yerlerde kazanacakları paranın yanında devede kulak sayılacak miktarda paraları köy derneklerine belediyelere dağıtarak yol, okul, sağlık ocağı gibi hizmetleri sunarak göz boyamakta, halkın fakirliğinden yararlanmakta sus payı sunmaktadır.</p>
<p>4-      Doğayı  rant olarak gören şirketler derelerin, toprağın hikayelerini, tarihlerini unutturarak kültürel bir yozlaşmaya neden olmaktadır.</p>
<p>5-      Durdurma kararlarına rağmen, şirketler bu kararları uygulamamakta, usulsüz davranmakta. Mahkeme kararları hiçe sayılmakta, şirketler vadilerde çalışmaya devam etmektedir ve yerel yönetimler buna göz yummaktadır.</p>
<p>15 günlük yaşam yolculuğumuzda çok yıkım çok talan gördük ve öğrendik ki butün yatırımlar insanların hayatlarına yavaş yavaş değil hissetirmeden aniden hazırlıksız girmektedir. Yerel halk ne olduğunu anlayamadan tahribatlar aralıksız devam ettirilmiştir. Şirketlerin uygulamış olduğu bu talan politikalarına karşı önceleri ne olduğunu anlayamayan yerel halk gerçekleri görmüş ve  mücadele etmektedir. Şirketlerin amaçlarını ve şirketlerin bu doğrultuda yaptığı manipülasyonları deşifre ederek  farkındalığı arttırmak, Karadeniz bölgesinde mücadeleyi yayarak  insanların yaşamlarına, geleceklerine sahip çıkmaları gerekmektedir. Fındıklı’da vadileri başında nöbet tutan köylüler, Senoz’da şantiyeye taş atan yaşlı kadınları, Hemşin’de “gelsinler hepsini vuracağum” diyen ninemizin, Amasra’da termik santral istemeyen muhtarlarımızın, yeni bir Çernobil olmasın diyen Sinop’lular, Erzurum Aksu bölgesindeki Boldorozların, İsyanını sarı yazmada haykıran Loç’luların mücadele yöntemleri ve istekleri tektir.</p>
<p>Yaratılan ekolojik ve sosyolojik yıkımlar büyüktür Karadeniz’in tutkulu insanları kendi kurtuluşları için bir araya gelmelidirler. Bu birliktelik hayatın içinden ve somut bir ihtiyacın ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Karadeniz’in coğrafyasını ve canlı yaşamını yok etmeye yönelik sistematik yıkımlara ve talana karşı birliktelik kendini zorunlu bir ihtiyaç olarak dayatmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahali.info/php/wp/?feed=rss2&amp;p=1891</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İzmir UPS çalışanları 95 gündür direnişte</title>
		<link>http://ahali.info/php/wp/?p=1887</link>
		<comments>http://ahali.info/php/wp/?p=1887#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 31 Jul 2010 09:14:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fabrika]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahali.info/php/wp/?p=1887</guid>
		<description><![CDATA[95. gündür direnişte olan UPS işçileri, sloganlar ve pankartlarla fabrika önünde eylemdeydi. UPS İzmir yönetimi içerdeki işçilerle direnişteki işçilerin bağlantısını demir levhalarla engellemeye çalıştı. Eyleme Karabasanİzmir de katılarak UPS işçilerine destek verdi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>95. gündür direnişte olan UPS işçileri, sloganlar ve pankartlarla fabrika önünde eylemdeydi. UPS İzmir yönetimi içerdeki işçilerle direnişteki işçilerin bağlantısını demir levhalarla engellemeye çalıştı. Eyleme Karabasanİzmir de katılarak UPS işçilerine destek verdi.</p>
<p>21 Nisan&#8217;da işten atılmalara karşı 25 Nisan 2010&#8242;da başlayan ve 90 gündür aralıksız devam eden UPS işçilerinin İzmir&#8217;deki direnişi tüm kararlılığıyla sürüyor.</p>
<p>UPS yönetimini sendikal mücadeleleriyle köşeye sıkıştıran işçiler, her çarşamba 08:30&#8242;da Bornova sanayi caddesinde gerçekleştirdikleri yürüyüş ve basın açıklamalarıyla direniş ateşinin sönmeyeceğini herkese gösteriyor ve herkesi dayanışmaya çağırıyor.</p>
<p>Yapılan basın açıklamasında işten atılan arkadaşlarının geri alınmasını, şirketin işçi kıyımına son vermesini, çıkan işçiler yerine yeni işçiler alarak işçileri birbirine düşüren uygulamaların kaldırılmasını talep eden işçiler, talepleri kabul edilinceye kadar fabrikanın önünde direnişlerine devam edeceklerini belirttiler. Ve bu direnişin sonunda &#8216;ya sendikanın gireceğini ya da kepenklerin ineceği&#8217; şiarını vurgulayıp eylemi alkışlarla sonlandırdılar.</p>
<p>Eyleme Karabasanİzmir de katılarak UPS işçilerine destek verdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahali.info/php/wp/?feed=rss2&amp;p=1887</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Loç vadisi darda, herkes isyanda!</title>
		<link>http://ahali.info/php/wp/?p=1880</link>
		<comments>http://ahali.info/php/wp/?p=1880#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Jul 2010 12:00:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahali.info/php/wp/?p=1880</guid>
		<description><![CDATA[HES'çi şirketler Loç vadisinden çıkana kadar sularının başında ne pahasına olursa olsun nöbet tutmaya kararlı olan Sarı yazmalıların yalnız olmadığını göstermek için bugün tüm Türkiye'de eş zamanlı eylemler yapıldı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>HES&#8217;çi şirketler Loç vadisinden çıkana kadar sularının başında ne pahasına olursa olsun nöbet tutmaya kararlı olan Sarı yazmalıların yalnız olmadığını göstermek için bugün tüm Türkiye&#8217;de eş zamanlı eylemler yapıldı.</p>
<p>İstanbul&#8217;daki eylem saat 12.30&#8242;da Taksim Meydanı&#8217;nda yöresel giysilerini giyen Kastamonu&#8217;luların davul zurna eşliğinde geleneksel oyunları ile başladı. Loç&#8217;luların yanı sıra Karadeniz İsyandadır Platformu&#8217;nun, Hasankeyf Yaşatma Girişimi&#8217;nin ve Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu&#8217;nun da katılarak destek verdiği eylemde ÜMRAN BORU LOÇ VADİSİ&#8217;NDEN DEFOL pankartı açıldı. </p>
<p>Munzur Koruma Kurulu üyeleri ise Munzur Festivali nedeniyle Dersim&#8217;e yola çıkmadan önce otobüslerinin hareket yeri olan 1 Mayıs Mahallesi&#8217;nde bir basın açıklaması yaptı. </p>
<p>&#8216;Loç vadisi darda herkes isyanda!&#8217;, &#8216;Dereler akacak, şirkeler kaçacak&#8217;, &#8216;Santral yapma boşuna yıkacağız başına&#8217; ve &#8216;Ümran boru vadimizden defol&#8217; sloganlarının atıldığı eylemde aşağıdaki bildiri basına okundu.</p>
<p>Küre Dağları Milli Park alanına giren Cide Loç Vadisi&#8217;nde yapılması<br />
planlanan HES projesi&#8217;ne karşı yürüttüğümüz meşru ve hukuksal<br />
mücadelemiz sürerken, Ümran Boru tamamen hukuksuz bir biçimde iş<br />
makineleriyle vadimizi, yaşam alanlarımızı talan etmeye, ağaçlarımzı<br />
kesmeye başladı bile. Bir yandan da rant alanı haline getirilen<br />
derelerimizdeki suları 4800 metre boyunca taşımak için 3,55 metre<br />
çapındaki boruları topraklarımıza döşeyecek.</p>
<p>Bunun için tapulu tarlalarımıza, bizleri korkutup sindirerek el koymak<br />
istemektedir. Bu durum da devletin ve şirketlerin halkı yok saydığını<br />
gözler önüne seriyor.</p>
<p>Rahmetli Rıfat ILGAZ&#8217;ın &#8220;Ne iyi etmiş de, anam beni bu cana yakın<br />
memlekette doğurmuş, Cide, doğduğum eşsiz, benzersiz memleket&#8221; dediği<br />
Loç Vadisi&#8217;nde bulunan dört köyün halkı, yaşam alanlarını korumak için<br />
günlerdir şirkete karşı şantiye alanının önünde çadırlar kurarak<br />
aralıksız nöbet bekliyor.</p>
<p>Ancak iki gün önce iş makinaları insafsızca vadimize gelerek çalışmaya<br />
başlamak isteyince bir kez daha Loç&#8217;luların direnişiyle karşılaştı.<br />
Firma, çareyi kolluk kuvvetlerini desteğe çağırmakta buldu. Jandarma,<br />
barikat kurarak köylüleri inşaat alanına yaklaştırmadıysa da, Loç<br />
Vadisi halkının kararlı tutumları sonucu firma, çalışmalarına iki gün<br />
ara verdiğini açıklamak zorunda kaldı.</p>
<p>Bugün, bu iki günlük süre bitiyor, ve bizler firmanın, mahkeme<br />
sonuçlanmadan, istenen bilirkişi raporları gelmeden bunca usulsüz ve<br />
haksız tutumuna karşı inşaatına devam edip etmeyeceğini merak<br />
ediyoruz. Kararlarını merak ediyoruz.</p>
<p>Ama onlar bilmelidir ki, bizim kararımız, suyumuza toprağımıza göz<br />
koyan şirketlere karşı yaşam alanlarımızı savunmaktır. Bizleri<br />
yerimizden yurdumuzdan etmelerine izin vermeyeceğiz. Biz bir ağacımızı<br />
bile kesmeye kıyamazken, firmanın yaptığı bu katliamı asla<br />
kabullenemiyoruz, kabullenmeyeceğiz.</p>
<p>Ümran boru&#8217;ya sesleniyoruz, gözümüz üzerinizde!çekin kirli ellerinizi<br />
güzelim toprağımızdan!</p>
<p>Ümran boru&#8217;ya sesleniyoruz, Loç Vadisi&#8217;nde faaliyet gösteren şirketler<br />
vadimizden çıkana kadar suyumuzun başında ne pahasına olursa olsun<br />
nöbet tutmaya kararlıyız.</p>
<p>Mücadelemizde haklı olduğumuzu biliyoruz. Sarı yazmalıların yalnız<br />
olmadığını, göstermek için bugün şu saatlerde, tüm Türkiye&#8217;de eş<br />
zamanlı eylemler yapılmakta.</p>
<p>Bizim gibi canı yanan ve yaşamına sahip çıkan insanlar bizimle<br />
dayanışmak için sokaklarda. Artvin, Rize, Zonguldak, Düzce, Bartın,<br />
Sinop, Tunceli, Muğla, İzmir, Ankara, Trabzon ve Antalya&#8217;da ÜMRAN BORU<br />
LOÇ VADİSİ&#8217;NDEN DEFOL pankartları açılmakta, yürüyüşler yapmakta.</p>
<p>Hiçbir proje halka zorla dayatılarak gerçekleştirilemez.</p>
<p>Bu su, bu toprak, bu vadi, bu yaşam bizimdir!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahali.info/php/wp/?feed=rss2&amp;p=1880</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Savaşta öldürülen çocuklar için yürüyüş</title>
		<link>http://ahali.info/php/wp/?p=1873</link>
		<comments>http://ahali.info/php/wp/?p=1873#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Jul 2010 21:12:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahali.info/php/wp/?p=1873</guid>
		<description><![CDATA[İnsan Hakları Derneği'nin çağrısıyla Taksim Tramvay Meydanı'nda toplanan yüzlerce insan 25 Temmuz'da Van'da ailesiyle birlikte pikniğe giderken askerler tarafından başından vurulan 16 yaşındaki Canan Sadık ve devletin kolluk güçleri tarafından öldürülen tüm Kürt çocukları için yürüdü. Eyleme DAF'ta katılarak destek verdi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan Hakları Derneği&#8217;nin çağrısıyla Taksim Tramvay Meydanı&#8217;nda toplanan yüzlerce insan 25 Temmuz&#8217;da Van&#8217;da ailesiyle birlikte pikniğe giderken askerler tarafından başından vurulan 16 yaşındaki Canan Sadık ve devletin kolluk güçleri tarafından öldürülen tüm Kürt çocukları için yürüdü. Eyleme DAF da katılarak destek verdi.</p>
<p>Canan Sadık&#8217;ın resimlerini ve öldürülen çocukların isimlerinin yazılı olduğu pankartlarıın taşındığı yürüyüşte sık sık &#8220;Savaşa hayır, çocuklar öldürülmesin&#8221;, &#8220;Savaşa hayır, barış hemen şimdi&#8221;, &#8220;Savaşın sesini sustur, barışın sesini yükselt&#8221; sloganları atıldı.</p>
<p>Burada İHD Derneği Şube Başkanı Abdülbaki Boğa ve Bir Göz De Sen Ol İnisiyatifi adına Sezai Temelli bir basın açıklaması yaparak vaşaın ve çocuk ölümlerinin son bulması çağrısı yaptı.</p>
<p>Devlet tarafından öldürülen Kürt çocuklardan bazıları:</p>
<p>Ceylan Önkol. Henüz 14&#8242;ündeydi.</p>
<p>Mehmet bebek 18 aylıktı. Başına gelen gaz bomasıyla öldürüldü.</p>
<p>Çobanlık yapan 16 yaşındaki Caziye Ölmez. Başına sıkılan kurşunlarla öldürüldü.</p>
<p>10 yaşındaki Hakan Uluç başına ve karnına sıkılan 3 kurşunla öldürüldü, o da çabandı.</p>
<p>Bir polis panzeri zafer işareti yapan 8 yaşındaki Maziye Aslan&#8217;ı ezdi.</p>
<p>12 yaşındaki Uğur Kaymaz&#8217;ın bedeninden 13 kurşunla katledildi.</p>
<p>Çamurlu bir tarlanın kıyısında sırtından vurulan Mehmet Nuri, daha 14 yaşındaydı.</p>
<p>Bunlar son 20 yılda öldürülen 351 çocuktan bazıları, cinayetlerin ortak noktası askerin ve polisin hedef gözeterek ateş açmasıydı. Ancak her seferinde kasıt olmadığı ve çocuklarının &#8220;terörist&#8221; sanıldığı için öldürüldüğü açıklandı. Tıpkı öldürülen 351. Kürt çocuğu Canan hakkında Van Valisi&#8217;nin açıklamasında olduğu gibi.</p>
<p>Van Valisi Münir Karaloğlu, Canan Saldık&#8217;ın asker kurşunuyla öldüğünü itiraf etti. Karaloğlu, &#8216;Bu olayda bir kasıt yok&#8217; dedi. Canan&#8217;ın dayısı Fatih Şan, kurşunun suikast silahına ait olduğunu söyledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahali.info/php/wp/?feed=rss2&amp;p=1873</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sarı Yazma ve Karadeniz İsyanda</title>
		<link>http://ahali.info/php/wp/?p=1877</link>
		<comments>http://ahali.info/php/wp/?p=1877#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Jul 2010 21:27:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ahali</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ahali.info/php/wp/?p=1877</guid>
		<description><![CDATA[LOÇ Vadisine yapılmak istenen HES'lere hayır demek için mücadele eden ve "Sarı Yazma" isyanda sloganıyla yola çıkan Cideli HES karşıtları ve "Karadeniz İsyandadır Platformu" üyeleri ortak eylem yaptı. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>LOÇ Vadisine yapılmak istenen HES&#8217;lere hayır demek için mücadele eden ve &#8220;Sarı Yazma&#8221; isyanda sloganıyla yola çıkan Cideli HES karşıtları ve &#8220;Karadeniz İsyandadır Platformu&#8221; üyeleri ortak eylem yaptı. </p>
<p>Rıfat Ilgaz`ın memleketi olan Cide ilçesinde &#8220;Sarı Yazma&#8221; isyanda sloganıyla yola çıkan Cideli HES karşıtları, Cumartesi günü itibariyle bölgede çadır kurarak HES`lerin kurulmaması için nöbet tutmaya başlayacak. Kastamonu İdare Mahkemesi`nde süren davaları sonuçlanana kadar doğa severler bu nöbetlerini sürdürecek. Cide`nin dışında Türkiye`nin ve Kastamonu`nun bir çok bölgesine kurulmak istenen HES`e karşı olduklarını belirten çevreciler ve bölge halkı adına Nasrullah Meydanı`ndaki eylemde basın açıklamasını Zafer Kecin okudu.</p>
<p>Topraklarının  kendilerine  sorulmadan gasp edildiğini belirtilen Kecin açıklamasında şunları söyledi; &#8220;Yüzyıllardır özgürce ve kimsenin eli değmeden yaşadığımız bu topraklara bugün şirketler bizlere sormadan ve hukuksuzca el koyuyor. Yaşam alanlarımıza kazıklar dikiyorlar. Böylece biz ata yadigarı topraklarımızdan kovulmanın eşiğine gelmiş durumdayız. 72 yaşındaki gazi Muharrem amcanın `Ast üstü sayacak, üst astı sevecek, biz üstümüzü seviyoruz, üstümüz bizi hiçe sayıyor` sözleri aslında devletin ve şirketlerin halkı yok saydığını gözler önüne seriyor.&#8221;</p>
<p>Açıklamada bu durumun kabul edilmeyeceği ifade edilerek şu görüşlere de  yer verdi: &#8220;Şirketlerin sularımızı ve topraklarımızı elimizden almasına ve bizleri yerimizden yurdumuzdan etmelerine izin vermeyeceğiz. Arazilerimize iznimiz alınmadan çakılan kazıklar yerlerinden sökülecektir. Bizler köylerimizde her türlü hukuk dışı ve insanlık dışı uygulamalara sonuna kadar karşı koymaya kararlıyız ve karşı koyacağız. Türkiye`nin dört bir yanını saran bu talan projelerini Loçlular olarak reddediyoruz. Karadeniz İsyandadır Platformu`nun düzenlemiş olduğu Yaşam Yolculuğu`na Loç Vadisi Platformu`da katılmış ve görmüştür ki köylüler yasal süreçleri beklemeleri konusunda uyarılırken şirketler vadileri hızla talan etmektedir. Bu yüzden Loç vadisinde faaliyet gösteren Orya Enerji vadimizden çıkana kadar suyumuzun başında nöbet tutmaya kararlı olduğumuzu ilan ediyoruz. Bizim gibi canı yanan ve yaşamına sahip çıkan bütün insanları derdimize ortak olmaya bizlerle beraber nöbet tutmaya çağırıyoruz.Hiçbir proje halka zorla dayatılarak gerçekleştirilemez. Bu su, bu toprak, bu vadi, bu yaşam bizimdir.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ahali.info/php/wp/?feed=rss2&amp;p=1877</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
